Çamlıkbaşı Mağarası Araştırma Faaliyeti 27-11-2011
Yazar: Mad Bursa Okunma: 539 Tarih: 30-11-2011, 11:38 Yorumlar: 0

Çamlıkbaşı Mağarası Araştırma Faaliyeti 27-11-2011

08.05.2011 tarihinde gidip haritalamaya başladığımız Çamlıkbaşı mağarasında, yukarıdan baktığımızda sayısız yarasanın çıktığı dikey bir bölümü haritalayamamıştık. Bu kadar çok yarasa çıkıyorsa oldukça geniş bir salon olmalı diye düşünmüştüm. Ayrıca yine inip bakmadığımız bir kol daha vardı. Derneğimize yeni katılan arkadaşların Mağara ortamıyla tanışması ve yarım kalan ölçümleri almak amacıyla bu mağaraya faaliyet yapmaya karar verdik.



    

 "Eline ilk kez çekiç almış, masum mühendis" ilk bolt'unu çaktı
Yazar: Mad Bursa Okunma: 770 Tarih: 21-11-2011, 20:49 Yorumlar: 0

"Eline ilk kez çekiç almış, masum mühendis" ilk bolt'unu çaktı

SRT çalışmalarının klasik akışı; iniş, çıkış, bir de istasyon geçtin mi? tamamdır. Türkiye için makul, batılı mantığı ile oldukça yetersiz bir eğitim sürecinden sonra, yeni üye artık dikey mağaraya girmeye hazırdır. Küçük bir iniş, belki sonrasında biraz daha derin bir deneyim, ardından yaz faaliyeti gelir ve hizmet içi eğitimle işler akar gider. Mağaracı derinlere iner, yük taşır, çalışır. Sonuçta nasıl’ı bilir ama neye çıkıp indiği genellikle eksik kalır. Biraz şanslıysa, ilerleyen bir ekibe girebilmişse, bir iki istasyon çakmasına da izin verilir… Artık nedendir? bilemiyorum ama; bekli zaman azlığından, belki de eğiticilerin sabırsızlığından, ya da kayaya ve o güzelim boltlara kıyamamaktan, ama her zaman döşeme teknikleri eğitimi eksik kalır.



    

 Kütahya, Anasultan Köyü, "Kocadağ İni" Mağarası Araştırma Faaliyeti (5-8 Kasım 2011)
Yazar: Mad Bursa Okunma: 442 Tarih: 11-11-2011, 11:12 Yorumlar: 1

Kütahya, Anasultan köyünde bir dikey mağara olduğu bilgisine, NAK (Nilüfer Arama Kurtarma Derneği) üyesi arkadaşlarımız sayesinde ulaştık. Yaklaşan bayram tatilinde etkinlik yapabilmek ve mağaranın konumunun bir an önce bulunması için köy muhtarı sayın Nihat Karaaslan ile temasa geçildi. Ortamı tanımak ve kendimizi tanıtabilmek için 23 ekim 2011 günü bölgeye ön araştırma faaliyeti yapılmasına karar verildi. Yapılan bu faaliyette, muhtar ile tanışıldı, mağaranın ağzı bulundu, yazışmalar için ilgili jandarma karakolu iletişim bilgileri öğrenildi ve lojistik imkanlar belirlendi.

Kütahya tarihsel geçmişi nedeni ile hazine arayıcılarının etkinlik gösterdiği bir bölge. Gittiğimiz Kocadağ’da, iki yıl önce jandarma tarafından bu amaçla gelen kişiler tutuklanmış. Bölge halkı yabancılar konusunda hassas. Kendimizi tanıtmak bu nedenle önemliydi.

İşin ilginç yanı, araştırdığımız “Kocadağ İni” şimdiye kadar hiç duymadığımız, görmediğimiz kadar ütopik hazine macerasının ev sahibi. İçeride rastladığımız bulgulardan, tahminen 1993 – 1997 yılları arasında, defineciler, mağaraya cüretkar bir giriş yapmışlar. Neredeyse tek bir şaft şeklinde ilerleyen, Türkiyenin derinlik sıralamasında önemli bir yer işgal edecek bir dikey mağarada hazine bulunacağı düşüncesi… İnanılır gibi değil. “Bir deli kuyuya taş atmış…” ın ete kemiğe bürünmüş hali. Yine de kendilerine teşekkür borçluyuz. Daha mağaraya girmeden, derin inişler olduğu konusunda fikir sahibiydik.

Kütahya, Anasultan Köyü, "Kocadağ İni" Mağarası Araştırma Faaliyeti (5-8 Kasım 2011)5-8 ekim tarihleri arasında yapılan araştırma faaliyetinde, -300m derinliğe inildi. Mağara büyük bir inişle devam etmekte. Yapılan, giriş – vadi tabanı değerlendirmesinde, mağaranın -550m potansiyeli olduğunu düşünüyoruz. Kocadağ İni, Türkiye mağara derinlik sıralamasında kendisine iyi bir yer arıyor. Biz de ona yardım ediyoruz.

Faaliyet, planlama ve uygulama aşamasında, MAD’ın yüz akı olacak şekilde başarı ve fedakarlıkla gerçekleştirilmiştir. Attila, Mustafa, Kasım, Sinan, Sencer, Havva, Deniz, Ayşenur, Vedat, Murat, Tolga ve Selçuk tebrikler.

Devamı bölümünde etkinlik anısını yayınlıyoruz.


Emrah SINMAZ


    

 Nasrettin Hocanın Biri, Bir Gün (Bir Örgüt Eleştirisi)
Yazar: Mad Bursa Okunma: 311 Tarih: 8-11-2011, 15:06 Yorumlar: 0

Anadolu insanı örgütlü çalışmaya, ortak aklı ve doğruyu bulmaya karşı dirençli. Bu durum sendika, dernek ve meslek örgütü gibi birçok gönüllü kuruluşta önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmakta. Doğru üzerinde fikir birliği olmayan insan topluluklarında ürün çıkması bireysel fedakarlıklara bağlı. Kendi çevresinde üç kişi toplayan liderciklerin çekişmesi, doğal olarak her kuruluşa zarar verir. Aslında çelişkilerimizin bozuk eğitim sistemimizden; aile,okul ve ülke üçgeninden kaynaklandığı tartışılmaz bir gerçek.. "Çuvaldızı kendine, iğneyi başaksına batır" ilkesinden hareketle ekteki fıkrayı yayınlıyoruz. Keyifli okumalar ve düşünmeler...



    

 O Günler III (Tulga Uçtuğu)
Yazar: Mad Bursa Okunma: 171 Tarih: 8-11-2011, 14:44 Yorumlar: 0

Mencilis, bir zamanlar, MAD’ın olmazsa olmaz faaliyet mağarası… O yıllarda, Mencilis doğal yapısında. Henüz mağara ağzından çıkan su kanala alınmamış, kamp alanına ulaşan patikayı bozan toprak yol açılmamış, turizm belası mağarayı kemirmemiş.

Nisan 1987, ilk faaliyetimde Mencilis kamp alanında, gece ceviz ağacının hemen yanında çimlerin üstüne uzanmış, mağara ağzından çıkan derenin gürültüsünü dinliyor, gökyüzüne bakıyorum. İlginç bir gün geçirmiştim. Ankara’dan otobüsle yola çıkmıştık. Yolda, Faysal İLHAN’ın küçük iplerle verdiği ilk düğüm eğitimini almıştık. Patika yoldan kamp alanına ulaşmış, ertesi gün ilk ekiple mağaraya girip çıkmıştım. Mağaranın uzun olması ve sondaki on bir metrelik iniş (ki o zamanlarda uçurum olarak tanımlanırdı) beni oldukça heyecanlandırmıştı.

O günlerde, Mencilis’e ulaşmak, kamp yapmak ve mağaraya girmek tarifsiz bir zevkti. Genellikle cuma günü öğlen Ankara’dan otobüsle yola çıkılırdı. Yolculuğun sonunda, Safranbolu’nun Bağlar Mahallesi’nde inilir, bir süre şehir içinde yürüdükten sonra, bahçelerin ve bağ evlerinin arasından küçük patikadan (birçok yerinde bacaklarınız iki yandan çalılarla kaplanırdı) bir buçuk saat kadar yola devam edilirdi. Yürüyüş sırasında, mağara ağzından çıkan derenin sesi, solda, aşağıdan yürüyenlere eşlik ederdi. Ola ki (ki olmasını sıklıkla sağlardık) 15 Haziran’dan sonra faaliyet varsa, yol boyu kiraz yenilmesi olağan eğlenceye eklenirdi.

Kamp alanına yaklaşınca, alana ulaşmanın iki seçeneği vardı: Bunlarda biri düz devam edip biraz yükselip, mağaranın su çıkan ağzının üstünden dolaşarak kamp alanına ulaşmak; ikincisi, kamp alanının biraz altında, bağ evlerine ulaşmak için yapılmış olan basit ahşap köprüden geçmek ve kamp alanına 400m kadar yürümek…



    

 O Günler II (Dernek Evleri)
Yazar: Mad Bursa Okunma: 146 Tarih: 8-11-2011, 14:39 Yorumlar: 0

Yıl 1986, Ankara Çamkoru’da fakültenin pikniğindeyiz. Sınıftan birkaç arkadaşımız (Tulga,Tamer,Hakan,Uğur,Erdemir) pikniğin sonuna doğru ormandan çıkarak bize katıldılar. Bir gece önceden ormanda yürüyüş yapmışlar,ziyadesi ile kaybolmuşlar,kendi aralarında kavga etmişler, sırtlarında acayip denkler, pis perişan bize katıldılar...Ne yalan söyliyeyim çok hoşuma gitti, haz aldım. Meğer bu arkadaşlarım, MAD yoluna baş koymuşlar. Ben de böylece dernekten haberdar oldum.

Pazartesi günü kantinde Hakan Karadeniz’i yakaladım, “bende mağaracı olacağım” dedim. Hakan’ın yüzüne sevinç ve hayret karışımı bir ifade belirdi ki, bu gün bile unutmam. O günler de derneğe üye bulmak, en az bu gün ki kadar zordu. Dernek; evraklardan (kimi çuvaldan çıkartılmış...), Faysal’ın evindeki birkaç parça malzemeden, bir avuç üyeden ve sağlam ilkelerden oluşuyordu.

Faysal’ın Emek caddesindeki evini, derneğin ilk “dernek evi” olarak tanımlamak sanırım yerinde olur. Sıhhiye’den Emek otobüsüne binersiniz, Zürih pastanesi önündeki durakta indiniz mi, arka sokağa kısa bir yürüyüş ve Faysal’ın giriş katındaki evinin sıcaklığına kavuşursunuz. Evin diğer sakinleri, Aytekin ve İsmail...Bulgur pilavı ve tavada yapılan börek...Bu evde derneğin bir çok üyesi, yandaşları ile tanıştım. Ahmet Elma, Beyhan Kartal, Ali Utkan, Utku Erdener...say say bitmez.