» » O Günler IV (Netice İtibarı İle, Bir Mağara Koruma Denemesi)
 
 O Günler IV (Netice İtibarı İle, Bir Mağara Koruma Denemesi) 
Yazar: Mad Bursa Okunma: 227 Tarih: 17-12-2018, 22:49 Yorumlar: 0

Yıl 1989, Tulga ile ortopedi stajındayız. Stajdan bir gün kaytarıp, Tokat “Ballıca” mağarasına yapılacak araştırmaya katılmak niyetindeyiz. Ortopedi profesörlerimizden Rıdvan Ege,  bir önceki derste “benim dersime gelmeyen, staj bitirme sınavına benden girerse geçemez” şeklinde bizi uyarmıştı. Şans bu ya, onun dersini kırmak zorundayız. Bari gidip izin alalım diye düşündük.

Fakültede tüm uğraşmamıza karşılık kendisine ulaşamadık. Mecburen, hocamızın öğleden sonra çalıştığı trafik hastanesin gitmek zorunda kaldık. Sekreteri, randevular bitince bizi içeri alabileceğini söyledi. Yani, hocanın aktif ve çalışkan biri olduğunu biliyorduk ama, bu kadar ziyaretçisi olabileceğini bilmiyorduk. Zaten heyecanlıyız, gelenleri gördükçe iyice tuhaf olduk. Çeşitli bakanlıklardan bürokrat mı istersin, yabancı elçilik temsilcileri mi istersin…

Yaklaşık iki saat sonra odaya alındık. Ortasında, kare şeklinde dizilmiş koltukların durduğu geniş bir oda. Tulga ile, birbirimizden güç almak istercesine bir kişilik yere sıkıştık. “Hocam, pazartesi dersinizden izin istiyoruz, biz MAD üyesiyiz ve Tokat’a mağaraya gideceğiz…” Hoca bir an durdu ve gülümsedi “ Mağarayı nereden buldunuz? ”. İzin verdikten sonra da ekledi “Gidin, doktor olun ama kuru doktor olmayın”. Ne güzel, işte Ankara Tıp eğitimi. Faaliyet bu şekilde başladı. 

Beş kişiyiz; Faysal, Tulga, Beyhan, Ümit ve ben. Tokatta, Valilik Kültür Turizm müdürlüğü aracılığı ileköy hizmetleri misafirhanesine yerleştik. Ertesi gün mağaraya girmek üzere yine valiliğin tahsis ettiği araç kullanıldı. Tabi bizim geldiğimiz, o günlerde Tokat Valisi olan Recep Yazıcıoğlu’na da bildirilmiş.

Ballıca, o güne kadar gördüğüm en güzel yatay mağara. İlk geniş salon, büyük sütunlarla dolu. Daha sonra, mağaranın sonuna doğru salonda dev bir sütun, her yerde yaprak oluşumlar, sarkıtlar ve en nihayetinde soğan tavan sarkıtları… Harita yapamamıştık ama çok güzel bir mağarayı da keşfetmiştik. Kısaca mağaraya hayran kaldık desek yalan olmaz.

Ertesi gün, valinin bizimle görüşeceği ya da görüşmek istediği bize bildirildi. Hayatımızda vali görmemiştik. Şehrin en büyük mülki amiri olması dışında, bir vali ne iş yapar onu bile bilmiyorduk. Recep Yazıcıoğlu, o yıllarda, daha sonradan olduğu kadar ünlü değildi. Elimizi kolumuzu sallaya sallaya, umarsız bir şekilde valiliğe doğru yola çıktık.

Valinin makamı, Rıdvan hocamın ki kadar olmasa da büyücek bir odaydı. Recep Yazıcıoğlu otoriter, ciddi görünümlü… Valinin masasının karşısına bizim için beş sandalye çekilmişti. Dışarıdan bakar gibi odayı, giren çıkanı izlemeye başladık. Evrak imzalatanlar, ezilip büzülerek makama çıkan memurlar… İzlenimlerimiz arasında, gelen memurlardan birsinin, geri yürüyerek odayı terk etmesi en ilginciydi. 

Hoşbeş, sohbet derken konu Ballıca mağarasına geldi. Valimiz mağarayı turizme açmak istiyordu. Muhtemel, yarı zamanlı mağara canlısı olmamızdan kaynaklanan doğal bir tepkiyle, mağarada çalışmanın çok zor olduğu, çok fazla çamur ve geçilmesi gereken engel olduğu gibi söylemlerle kendisini ikna etmeye çalıştık. Bir süre sonra vedalaşıp, ikinci amacımız olan Nebi köydeki rütüel araştırmasına doğru yola çıktık. Ama bu başka bir hikaye.

Recep Yazıcıoğlu’nu iknada başarılı olduğumuzu 1999 yılında, mağarayı tekrar ziyaret ettiğimde öğrendim. Mağara, 1995 yılında başka bir vali zamanında turizme açılmıştı. Mağaranın işletmecisi ile bu anıları konuşurken, Recep beyin mağarayı gezdiğini ve “Bize, bu mağarayı turizme açmayı kaçırttılar” diye sitem ettiğini öğrendim.

Sonra ne oldu ? 2008 yılında, Çevre ve Orman Bakanlığı, Doğa koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Mağara Koruma Birimi adına Ballıca mağarası denetleme yaptık. Yapılan denetlemede, ışık kaynaklarının projeye uygun olmadığı ve mağarada dikitlerin kırılarak merdiven olarak kullanılmasına kadar varan birçok tahribat olduğu saptandı. Mağara Çevre bakanlı tarafından rehabilitasyon programına alındı. Bu gün halen turizme açık olan mağarayı bedeli karşılığında ziyaret edebilirsiniz.
 
Recep Yazıcıoğlu malumunuz vefat etti. Trafik hastanesi,  vakıf üniversitesi olan Ufuk Üniversitesine dönüştürüldü. Hocam Prof. Dr. Rıdvan Ege 1925 doğumlu olmasına karşılık, bugün halen Ufuk Üniversitesinde mütevelli heyeti başkanı olarak çalışmaya devam etmektedir. Kendisine selam ederim.

İlk ve amatör mağara koruma denememiz, Ballıca mağarasını ancak 6 yıl koruyabildi. Sonrasında, başka mağaralar için de koruma girişimlerimiz oldu. Önce Oylat, Ayvaini ve hemen geçen yıl başlayan Avdancık mağarası girişimleri… Gerçi, daha sonraki denemelerimizde de çok başarılı olduğumuz söylenemez. Ama huyumuz; doğrudan, mantıklıdan ve doğadan yana olmak. “Ayının on türküsü varmış, hepsi de armut ve bal üzerineymiş” der Faysal baba. Bizim türküler de hep doğa ve mağara üzerine.

Emrah Sınmaz (24-2-2015)


Sitemizden tam anlamıyla faydalanabilmeniz açısından lütfen sitemize Kayıt Olunuz.

    
Bilgilendirme
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.