Alt kapan harita sonlandırma – üst kapan gezi faaliyeti
Mağara vadide bulunduğu durumda hava durumu bizi çok etkilemesini sebep olarak göstererek birkaç kere ertelenmiş ve geç kalınmış bir etkinlik olmasından kaynaklı katılımcı bu kadar fazla. Bir de arabası olanların günü birlik gelmesine olanağı olan bir yer idi. 1 hafta öncesinde baktığımızda hava şartları her ne kadar bize 1 hafta daha erteleyin dese de yaklaşan vakitte çarşamba günü toplantıda dernekte baktığımızda yağmurun çok uğramadığını ve havanın çok sert olduğunu gördük ve etkinliği yapmaya karar verdik. Vadide olmasından kaynaklı hava çok soğuk oluyor ve normal şartlarda da havanın -3 olması canları bir hayli sıkıyordu. Çarşamba aldığımız karara göre cuma plan yapıp malzeme hazırlayıp cumartesi yola koyulacaktık. Bazılarımız yaşlandığından kaynaklı mağara ve kamp olayına çok gelmek istemediği için pazar gelme kararı aldı.
Hazırlıklar
Cuma 19.00’da dernekte toplanıp mağara içi kullanıma malzeme hazırlaması için Feyyaz’ı seçtik. Yemek sorumluluğu için ise Alya’yı seçtik. Kaba taslak olmak üzere kamptaki çadır-tulumların kişi bazlı eksikliğini belirlemesi için Uğur’u sorumlu yaptık (kampta herkes iş yapar, yoksa döveriz :). Ve çantaların – (şevval çiçek saolsun büyük yardımı dokundu) yemek menüsü için hazırlanmaya başladık. Bundan sonrası amele işleri sıkıcı. Kısaca 1 hafta expedisyon yapacak yiyeceğimiz ve afaki seviyede eşyaların olduğu bir çanta hazırladık. İçme suyunu yoldan doldururuz diyip damacana, ekmekleri de fırından alırız diye konuşup günü bitirdik.
Faaliyet başlıyor
Cumartesi 08.30’da dernek binasının önüne geldim. İçeride Feyyaz, Devrim vardı. Arda Anıl, Alya yemek için bir iki eksikliği gidermek üzere markete gitmişler. Biz de dünden hazırladığımız çantaları gelen araçlara yüklemek için dışarı çıkarıyorduk (bu etkinlikte arabası olan kutsal insanlar sağ olun, var olun Talha, Nur, Tuğra, Murat). O sırada sırayla insanlar gelmeye başladı. Biz de arabalara yüklemeye başladık. Gelene araçlarla beraber Nur geldi. İlk Nur’un arabasını, Talha’nın arabasını yarım doldurduk. Yenal, Bilge uyuya kaldığı yetişemediler ama bir umut yer açtık. Sonradan Tuğra geldi, onun da arabasını doldurduk elimizden geldiğince. Nur’un arabasına insan-malzeme sığıştırdıktan sonra aracının otobanda yavaş gitmesi zorunda olduğundan erkenden yolladık (Görkem, Arda Anıl, İrem, Nur). Tuğra’nın aracı (Fatih, Tuğra, Feyyaz, Arda, Alya), Talha’nın aracı da (Uğur, Talha). Yenal iş arkadaşının bırakacağını söyleyerek yetişemeyeceğini kesinleştirmiş oldu ve hepimiz yola koyulmuş olduk…
20 dakika sonra ilerlerken önümüzde bulunan O2 istasyonunda bulunan bir markette ekmek olacağını düşünerek oraya uğradık. Biz markette gezerken Talha arayıp araçta Yenalların gelemediğinden kaynaklı onlara ayırdığımız yerlerin boş olduğunu ve eşya koyabileceğimizi söyledi (üzerlerimizde 1-2 eşya vardı). Biz markette gezerken istediğimiz ekmeğin bulunmadığını anladık. Birkaç ekmek türü vardı ama istediğimiz yoktu (düz beyaz ekmek). Markette çıktıktan sonra Talha gelmişti ve bize yolumuzun üzerindeki Cerrah köyünde fırın olduğunu söyledi ve eşyalarımızı Talha’nın arabasına yükledik ve yine yola koyulduk…
40 dakika sonra Cerrah’ta fırının önündeydik. Ancak küçük bir detayı atlamıştık: Ramazandı ve fırın, dükkan demeden her yer kapalıydı. Sanki sadece koca köyde bakkal ve fırın açıktı. Bunları bulmamız biraz zor olmuştu çünkü etrafta sorabileceğimiz insan da yoktu. En son geldiğimiz zamanda inşaat malzemeleri satan yerden bozma olan bakkaldan kamp içerisinde mağara içerisinde yiyeceğimiz abur cuburları temin ettik. Yanındaki fırında da ekmeklerimizi aldık ve son defa olmak üzere kamp yoluna koyulduk…
20 dakika sonra Fevziye ve Elmaçayır arasında kalan Leylak Nehri’ne saptık ve kamp alanına varmış bulunduk. Bir önceki vakitlerde geldiğimiz kamp alanımız vadi içerisinde gölgede kaldığı ve kazı çalışmaları yaptıkları için tanımadığımız birinin arazisine kamp alanımızı kurduk. Hem daha güneş alıyor hem daha düz. Sağ olasın arsa sahibi bizim için olmasa da yakacak odun da bırakmış. E tabi fırsat bildik. Araçları boşalttık, kampı kurduk, eşyalarımızı yerleştirdik ve küçük bir detayı atlamıştık: Nurlar… Nurlara biz tam olarak kamp alanının nerede olduğunu söylememiştik (onlar da sormadı). Fevziye’nin sokaklarında kaybolmuşlar. Bizim konum atmamızla beraber onlar doğru yola koyuldu. Talha ve Fatih olarak Elmaçayır’a giden yolda Leylak Nehri’ne dönecekleri sokağın başında bekliyorduk…
5 dakika sonrasında karşıdan bir araç geliyordu, kahverengine bürünmüş bir araç. Yakınlaştıkça Nurlar olduklarını anladık. Nur aracını yeni almış; bembeyaz olan aracı Fevziye’nin dar, traktörün zor geçtiği sokaklarında çamura bulanmış, beyaz olduğunu seçmekte zorlandığımız bir hale gelmişti (güzelim araç). Her durduğunda araçtan bloklar halinde çamur yere düşüyordu. Nuru da kamp alanına ulaştırdıktan sonra Nur’un aracındaki mağara ve kamp için gerekli olan ekipmanlarımızı da indirdik.

İlk girecek olan shifti haritacılar olarak seçtik. Biraz işleri uzun sonuçta (yaşlı 65+ yaş Emrah’a iş bırakmamak için kafaya o gün haritalama işini bitirmeyi koymuştum) ve shiftte (Arda Anıl, Fatih, Feyyaz) vardı. Ekipmanlarımızı hazırlayıp yola koyulduk. 13.00. Mağaraya ulaşan yol vadi içerisinde bir nehir yatağını aştıktan sonra 200 m ileride yamaca tırmanarak ulaşılan bir noktada kalıyordu. Mağaraya çıkan yol ulaşım açısından azıcık tehlikeli olduğu için dikkatlice yamaca tırmandık. Küçük bir alan bizim dinlenmemiz için ayrılmışa benziyordu. Harika görüntülerin olduğu bir alana çıkmıştık. Az önceki geçtiğimiz nehir yatağının yaklaşık 40 m üstündeydik. Kamp yaptığımız alan çok zor anlaşılıyordu ama harika bir görüntüye ev sahipliği yapıyordu…
Mağaraya ulaşım olarak 80 m kaldığında yaklaşma hattı açılması gerekiyordu. Bunu önceden planladığımız için çantadan ipleri, perlonları ve karabinaları çıkaracaktık ama bizim salaklığımıza karabinaları almayı unutmuştuk 🙂 Kimsede geri 30 dakikalık yol gitmek istemediği için küçük bir beyin fırtınasıyla perlonları kelebeğin loopundan geçirip kayanın etrafından döndükten sonra balıkçı atıp birleştirdik ve mağara ağzına kadar hattı çektik. Mağara girişinde haritayı kimin çizeceği ve pusula-klino-lazer metreyi kimin tutacağını da kararlaştırdıktan sonra mağaraya girdik. Haritayı çizmede Fatih, lazer metre ve clino’yu Feyyaz’a verdik. Arda Anıl’a da… (Arda Anıl düz turist).
Mağara içerisinde Emrah’ın geçmiş vakitlerde çizdiği son noktaya geldik ve haritalamaya koyulduk. Yaklaşık 20 dakika sonra mağaranın iniş yapılan ancak yan kısmından tehlikeli bir geçişin yapılabildiği noktaya kadar çizdik. Oradan sonrasını aşağıdan haritalamaya devam edecektik. Mağara kendi içerisinde dönüp inişin olduğu yere bağlanıyordu. Bunu bildiğimizden kaynaklı haritalamayı durdurduk ve biraz da fotoğraf çekmek-eğlenmek için kendimize zaman ayırdık. Mağaraya daha önce girdiğim için mağara fotoğraf çekilecek güzel alanlar oluşmuştu. Zor rastlanacak, benzerini zor gördüğümüz oluşumlar da vardı (yukarıdan pipet iniyor ve bunun içerisinde/dışında biriken kireç formuyla elma şekerini andıran oluşumlar). Bunlarla beraber fotoğraf çekinmek için güzel bir sahne kurguladık. Kurguladığımız sahnede küçük bir kayanın üstünde Arda Anıl, yatar pozisyonda da Feyyaz olacaktı. Altımızda su… Tam ışığı vururken güzel mi çıktı kötü mü çıktı derken Arda Anıl’ın telefonu suya düştü (puhahahahhahah). Yaklaşık 1.20 m derinlikte bir yere kadar düştü. Fotoğrafı boş verip telefonu almaya odaklandık. Arda Anıl suya atladı, telefona zor bela uzandı. Bunların hepsini kayıt altına aldık. İzlemek istiyorsanız Arda Anıl’a ulaşın (kesin vermeyecek).

Bir 20 dakika kahkaha attıktan sonra mağaranın iniş yapılan kısmına kadar gidip haritalamaya bıraktığımız yerden devam etmeye başladık. Biz tam o sırada yukarıdan ışık ve sesler almaya başladık. 2. gezmeye girmiş (Devrim, Nur, Arda, Alya, İrem, Görkem). Küçük bir selamlaştıktan sonra devam ettik. 30-35 dakika sonra 2. ekip sol kolu gezmiş, bizim olduğumuz noktaya gelmek istediler. Yolun tehlikeli olduğunu söyleyerek göstermek amaçlı sadece Nuru yanımıza indirdik. Azıcık gezdirdikten sonra Nur da çıktı ve başka kimseyi sokmadı. Biz sağ koldaki haritalamayı bitirdik (ort. 3 saat). Biz de yukarı çıkıp sol kolu haritalamaya başladık…
40 dakika sonra biraz hafızamın azizliğine uğrayarak bir kolu unutmuşum ve devam ettiğini sanarak mağaranın, çok büyük bir hevesle tırmandım ancak geldiğim noktayı fark ettiğimde büyük bir hayal kırıklığına uğradım… Bu sol kolun da haritasını bitirdik ve mağaradan aynı şekilde çıktık. Toplam shiftimiz 6.30 saat sürdü. Kamp alanına indik 19.48. Biz içerideyken 3. ekip de mağaradaymış ama karşılaşmadık. Onlar farklı koldaymış (Talha, Tuğra, Makbule, Tuana, Uğur, Bilge). Biz içerideyken günü birlik gelenler dönmüş. Aynı şekilde mağaradayken Bilge ve Yenal gelmiş. Üstümüzde mağara ekipmanlarını çıkarıp hazır olan yemeklere gömüldük. Hayvan gibi atılan karabiber yüzünden acı bir yemek yedik (teşekkürler Tuğra, midemiz yandı). 30 dakika sonra 3. ekip de dışarı çıktı, 20.48. Sabah açtığımız hattı toplamışlar. Onlar da geldikten sonra kamp ateşi eşliğinde sohbet ederek günü sonlandırdık…
İkinci gün
Gün ağarmış, daha ışık bize vurmadan Murat ve Emrah’ın sesleriyle 09.00 gibi uyandık. Bugünkü planımız üst kapanı gezme amaçlı gitmekti. Kahvaltı hazırlıklarına başladık. Emrah mağaranın tamamının haritalandığını duyunca mutluluktan havaya uçtu (yaşlı adam, iş kalmadıysa eve gideyim derdinde). Biz mağaraya girdiğimizde gitme derdinde. Kahvaltıyı yaparken pazarlığa oturduk. Emrah eve gitmek istiyor, bizde de fazlaca ekipman olduğu için taşımayacağımızı bildirdik. Zor bela ikna ettik.

Kahvaltı bittikten sonra mağaraya girmek için hazırlandık ve mağaraya yola koyulduk 10.37 (Talha, Fatih, Arda, Arda Anıl, Alya, Bilge, Feyyaz, Tuğra). Dünkü gittiğimiz yoldan aynı şekilde yamaca tırmandık (Emrah mağara içinde galeriye açılan bir kol var, orayı bulamayacağımızı düşünüyor). Alt kapanın daha üstünde kalıyormuş. Baya tırmandık. Mağara ağzına geldiğimizde 3 tane giriş vardı. Küçük bir karışıklıktan sonra doğrusunu bulduk ve içeri girdik. 10 dakika ilerledikten sonra kolun olduğu, kol denmeyebilir, yatay pozisyonda suyun farklı şekilde aşındırmasından kaynaklı yatay bir pozisyonda ilerliyorduk. 15 m sonrasında çok güzel bir galeriye açıldı (alt kapan gibi oluşum farklılıkları açısından bolca zengin). Galeri içinde gezmeye başladık. Biraz zaman harcadıktan sonra içeride kollarını gezmeye koyulduk ama geçmiş vakitlerde boş olan kollar ağzına kadar su basmıştı. Maalesef ki çok fazla gezemedik. İçeride oyalandıktan sonra diğer çıkıştan çıktık 13.32 ve inişe geçtik. Kamp alanına ulaştığımızda kampı toplamaya başladık. O esnada Murat abinin aracına eşyaları yükleyip gönderdik. Kampı toplamamız çok zaman almadı. Her şeyi toparladık 15.11 ve biz de araçlara yükleyip yola koyulduk (araçta yorgunluktan uyuya kaldım, devamı yok). Gözümü açtığımda derneğin önündeyiz. Eşyaları içeri taşıyıp biraz sohbetin ardından etkinliği sonlandırdık 16.58…
Katılımcılar: Fatih Katırancı, Feyyaz Ersoy, Arda Demirağ, Talha Bıyık, Arda Anıl Taşkıran, Zeynep Topçu (Alya), Devrim Mola, Nur Korkmaz, Deniz Uraz Mutlu (Görkem), Makbule Bıyık ve misafirleri, Emrah Sınmaz, Murat Soğucak, Tuğra Yayla, Uğur Sezgin, Bilge Çardakkaya, İrem Çamur, Yenal Yazıcıoğlu, Lavaş-Baldo (4 ayaklı yaratıklar).















