» » 16 Haziran 2010 Naldöken Ararştırması
 
 16 Haziran 2010 Naldöken Ararştırması 
Yazar: Mad Bursa Okunma: 3 632 Tarih: 21-03-2011, 10:46 Yorumlar: 0

16 Haziran 2010 Naldöken Ararştırması 1.    Etkinliğe Katılanlar:
a.    Mehmet TEKE
b.    Emrah SINMAZ
c.    Attila ÜLGEN
2.    Yer:
Kütahya Tavşanlı Elmaağacı köyü Ardıç bayırı mevkii Naldöken Mağarası
3.    Ulaşım:
Bursa’dan yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculukla Keles’e ve ardından Tunçbilek yolundan 30km lik asfalt bir yolla Eşen Köyüne varıyoruz. Bir sonraki köy Elmaağacı köyü  Naldöken Mağarası iki köyün arasında Ardıç bayırı mevkiinde. Eşen’den Elmaağacına giderken solda, yoldan 300-400 mt doğuda kalıyor.
4.    Bağlantı Kurulacak Kişiler:
Keles Gelemiç köyünden Mehmet ÇETİN
5.    Hava Durumu:
Sabah yoğun sağnak yağış altında yolculuk yaptık. Öğleden sonra mağaradan çıktığımızda hava açmıştı.
6.    Maliyet:
Etkinlik yaklaşık bir depo benzin maliyetiyle tamamlandı.
7.    Götürülen Malzeme: 
Yatay Mağara olduğu guano nedeniyle tulum, çizme, baret, ölçüm malzemeleri dışında malzeme götürülmemiştir.
8.    Sarf Edilen Malzeme:

9.    Lojistik:
Yiyecek ve içecek olarak eşen köyünden bir şeyler aldık. Köy Bakkallarında Ekmek bulunmuyor herkes ekmeğini kendisi yapıyor.
10.    Etkinlik Notları:

Mağaraya ilk gidişim:
14.05.2010 cuma, saat 21,30. Vücuda yayılmış rehavetle televizyon karşısında yayılmışken, acı çeken horoz sesli telefonum, çok acı çekiyormuşçasına çaldı. Gecenin huzur veren sessizliğini yırtarak parçaladı sanki. Gecenin bu saati hayra alamet değildi. Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Farmakoloji Anabilim dalı Doçent Doktor Hasan Hüseyin Oruç’tu arayan. 16.05.2010 Pazar günü, daha önce Keles Gelemiç köyünde Kocasu Çandır deresi kanyonunda Rafting yaparken gördüğü, görüpte beğendiği, mağaralara keşif için gideceğini, benimde gelip gelmeyeceğimi soru. Hey hat kader ağlarını örüyordu. Bana’da sırt çantamı hazırlamak düşüyordu. Pazar sabahı saat 8,30 da Hasan Hüseyin Oruç, Necla Türemen, Attila Ülgen üçlüsü olarak Bursa’dan yola çıktık. Misi köyünde kısa keyifli bir kahvaltıdan sonra yolumuza devam ettik. Saat 10.00 Keles’te Gençlik spor ilçe Müdürü Fedai Din ve Belediye Memurlarından Erdinç Oğuz ile buluştuk. Birer çay içip, yiyecek bir şeyler aldık.10,30 da Gelemiç köyü’ne doğru yola çıktık. Gireceğimiz Mağaralardan ilkinin adı Gavurini mağarası Gelemiç köyünden rehberimiz Mehmet Çetin Ekibe katılınca, meddah nasıl bir şeydir öğrenmiş oldum. Adam yol boyunca uzun uzadıya mağaralar hakkında bilgi verdi. Gavur ini mağarasının tapu gibi, Yarasa Gübresi Çıkarma Ruhsatını, aldığını anlattı. Mağara Rafting yapılan Koca çay deresi yanında Çandır deresi kanyonu, Kayarası mevkiinde. Mağaraya dere yatağından yaklaşık 300mt yüksekte dik bir yamaca tırmanılarak çıkılıyor. Ağaçlarda oldukça büyük ahşaptan yapılmış derme çatma makaralar var. Bunlar Rehberimiz Mehmet Çetin’in Mağaradan gübre indirmek için kurduğu telesiyej sisteminin makaralarıymış. Makaraların aralarına eski telefon kablolarından beşli hat çekmiş. Gübre çuvalını bağlayıp aşağıya kadar yavaş yavaş indiriyormuş. (O kadar uğraştığına değiyor mu? Diye soruyorum. Sipariş alınca, önce avans alıp sonra indiriyormuş. Kilosu 1 TL. Antalya’dan seracılar talep ediyormuş. Çevredeki pek çok otu bize tanıttı. Bazılarını yedirdi. Önüne gelen her şeyi bize pazarladı. Yarasa gübresinin sudaki çözeltisinin astıma iyi geldiğini bile söyledi. Gavurini Mağarası Muhteşem sarkıt ve dikitlerle dolu. Girişi insan yapımı taş duvar örülmüş  Yatay bir mağara.Yarasa çok, bol miktarda guano var.Tahminen 300 mt lik bir mağara MTA tarafından haritası çizilmiş. Tay projesinde yayınlanmış.

2. Mağara Gozini mağarası (Kozini mi diye ısrarla soruyorum, Gozini diye direniyor namı değer uzun mehmet.) Gavurininden 300-400 mt uzakta geniş bir girişi olan rahatlıkla çift kale maç yapılabilecek düz zeminli ve aydınlık geniş bir mağara tavan yüksekliği yer yer 8-10 mt sanırım. Sarkıt –dikit göremedim. Tahminen 60-70 mt yatay mağara Çobanlar tarafından hayvan barınağı olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Tay projesinde adı geçmiyor. Buna benzer bir harita yok.

3. mağara Yaklaşık 30km uzakta Eşen köyü Eşen çayırları mevkiinde henüz adını öğrenemedim. Uzun Mehmet adını hiç sormadım kövde, bu Mağarayı ilk size gösteriyom diyor. Gavurini’ne kıyasla daha küçük ama oluşumlar Gavurini’ni aratmıyor. Yine bol yarasa ve guano var.100-150mt yatay mağara . İçeride çuval ve kürekler buluyoruz. Onlar benim diyor uzun Mehmet. Buradan da gübre çıkarıyormuş.
Mehmet Çetin Keles’e yakın çevrede bir dikey Mağaraya ve birde İnegöl’de orman içinde bir mağaraya daha bizi götürme sözü verdi. Dönüş yolunda Motorla bize rehberlik eden uzun Mehmet, yirmi yıldır hiç kaza yapmadım dediği motoruyla ölümden döndü. Geriye bize bakarken karşıdan gelen arabaya kafadan giriyordu. Birkaç sıyrıkla kurtuldu. Köyde motordan düşen bir başkasına güldüklerini, dalga geçtiklerini anlattı. Gülmeycen komşuna dedi vedalaşırken. 

Haritalama etkinliği.
06.06.2010 Pazar sabah 06.30;yine hazırlanıyorum.14.05.2010 tarihinde keşif için gittiğim mağaralardan Gozini mağarası,ve Eşen köyü çayırında bulunan mağaranın haritası yok.Haritalamak gerek.İki haftadır Emrah’la gitmeyi planladığımız halde, 2 gündür meteorolojinin sağnak yağış bildirmesi, gitmesek’mi acaba sorusunu sordurtmaya başlamıştı. Emrah cumartesi akşamı çok yağarsa gitmeyelim diyerek yan çizebileceği duygusu yaratmıştı bende.3 hafta önce gittiğimde mağaraların yağmur nedeniyle sorun yaşanacak mağaralar olmadıklarını biliyordum. Sabah 07,30 da Emrah “çok yağıyor ne yapalım?” diye benim fikrimi sorması hataydı. Cevabım belliydi. Emrah Sınmaz, Mehmet Teke, Attila Ülgen üçlüsü olarak sabah 08,30 da Bursa’dan Emrahın Land Rover’iyle yola çıktık. Türünün son örneklerinden olan Jeep le yoğun sağnak yağış altında yaklaşık 1,5 saatte önce Keles –Tunçbilek yolundan, Gelemiç köyüne ulaştık. Gelemiç köyünden Mehmet Çetin (Uzun Mehmet)i de yanımıza alarak önce Eşen köyündeki mağaraya gitme kararı aldık. O mağarayı haritaladıktan sonra dönüşte Gozini’ni de haritalarız diye düşündük. Mehmet Çetin’in 5-6km dediği Mağaranın 29km uzakta olduğunu Kütahya il sınır tabelasını görünce hisseder gibi olduk. Kütahya il sınırını 2km geçince Eşen köyüne vardık. Mağaramız Eşen köyü ile Elmaağacı köyü arasında yolun yaklaşık 1km kadar doğusunda Elmaağacı köyünün sınırları içinde Elmaağacı çayırı denilen bölgede. Çayırda sürü otlatan bir çobandan Mağaranın adını öğrendik. Mağaraya vardığımızda saat 11,00 ı geçmişti.

NALDÖKEN MAĞARASI nda yine girer girmez abartılı bir guano kokusu, bol miktarda yarasa ile karşılaşıyoruz. Daha önce hiç karşılaşmadığımız bir şeye tanık oluyoruz. Yaklaşık 8-10 yarasa sağımıza solumuza düşüyor 5-10 dakika hareketsiz yerde yatıp sonra tekrar uçuyorlar. Sanırım uyurken, gürültümüzden ürken, diğer yarasaların azizliğine uğrayıp tutundukları yerden kayıp düşüyorlar. Mağaranın ölçülerini çıkarmak tahminimizden çok sürdü. Ölçümünü tamamladığımız her koldan sonra Mehmet Çetin’in” bakın burada da bir kol var, hem de çok gidiyor “dediğini duyuyoruz. Buradan da epey gübre çıkarmış. Yola yakın olması ve Gavurini gibi ulaşımı zor bir yamaçta olmaması nedeniyle burayı tercih eder hale gelmiş gübre çıkarmak için. Bazı bölümler tamamen sarkıt, dikit, traverten ve değişik oluşumlarla kaplı. Mağaradan çıktığımızda saat 16,00 olmuştu. Hava güneşliydi. Sabahki sağnak yağıştan eser kalmamıştı. Yemek yemeyi unutmuştuk. Rehberimizin tavsiyesiyle bir çeşme başında getirdiğimiz nevaleyi götürdük. Köye döndüğümüzde saat 18.00 olmuştu bile. Köy kahvesinde içtiğimiz üçer çaydan sonra biraz kendimize geldik. Gozini Mağarası için yeterli zamanımız kalmamıştı. Yakında tekrar geleceğiz. Eve döndüğümüzde saat 20.00 ye geliyordu.        

11.    Keşfi Yapılan Mağara Hakkında:
Yağışlı havalarda sel riski olmayan.çok yarasa ve guano ya rastlanmıştır.
Bölge hakkında internet kanalıyla toplanan bilgiler.
Elmaağacı köyü

Köyün kuruluş motifine göre iki yörük kardeşten biri 1360 yılında kurmuştur. Rivayete göre; İki yörük kardeş varmış. Bunlardan biri Domaniç’in Elmalı köyü’ne ,diğeri de Elmaağacı köyü’ne yerleşmiştir.Köy iki kez yer değiştirmiş son olarak bugünkü köyün olduğu alana yerleşilmiştir.İlk yerleşim Doraman tarafındaki “Eski köy”denilen mevkiye olmuştur.İkinci yerleşim ise köyün başında Dede yatırı bulunan alana olmuştur.En son ise ,köyün bugün bulunduğu alana yerleşilmiştir.
1530 yılı kayıtlarında Elma mezraası olarak geçmektedir Osmanlı döneminde Hüdavendigar Livası Adranos kazası (Orhaneli) ve Harmancık nahiyesine bağlı olarak kalmıştır. Köy,1907 yılında 39 hanedir.1927 yılında ise köyün nüfusu 208’dir.Milli mücadele yıllarında Yunanlılar, köyden 8 kişiyi dövmüşler,1 kişiye hapis cezası ve 25.949 lira da zayiat vermişlerdir.
Köyün en köklü sülaleleri; Kirazlar, Osmanlar, Haytalar, Zurnacılar ve Kavlaklar’dır.
Köyün çevresinde; doğud ; Karakaya, batıda; Köseler, kuzeyde ; Burhan ve Eşen, güneyde ise;Nusratlar ve Derbent köyleri bulunur.
Köyün sınırlarını; güneyde; Karayüksek ,doğuda ; Göynük Kıranı,kuzeyde ; Doraman mevkii,Eski köy ve Göynük Çayırbaşı mevkileri oluşturmaktadır.
Köyün sınırları içersinde Eşen ile Burhan yolu arasında(Eşen’e giderken sağ tarafta) Ardıç Bayırı mevkiinde, haziran 2010 da Madbursa (Mağara araştırma derneği Bursa şubesi) tarafından haritalanan  “Naldöken Mağarası” bulunmaktadır. Korunması gereken çok sayıda yarasanın bulunduğu,  mağaranın içinde akarsu bulunmaktadır.
Köyün karşı tarafında ismi bilinmeyen bir Dede yatırı bulunmaktadır. Bu Dede yatırına çocuğu olmayanlar ,çocuğu ölenler,huysuz çocuğunu iyileştirmek isteyenler gitmektedirler.
Elmaağacı köyü, Osmanlı döneminde Hüdavendigâr Livası Adranos kazası (Orhaneli) ve Harmancık nahiyesine bağlı olarak kalmıştır.Köy,1907 yılında 39 hanedir.1927 yılında ise köyün nüfusu 208’dir.Günümüzde 175 hanedir.
1944 veya 1946 yılında Tavşanlı’ya bağlanmıştır.
Köyün Tunçbilek’e uzaklığı ; 16 km,Tavşanlı’ya uzaklığı ; 26 km,Kütahya’ya olan uzaklığı ise ; 76 km.dir.

 

Attila ÜLGEN



Sitemizden tam anlamıyla faydalanabilmeniz açısından lütfen sitemize Kayıt Olunuz.

    
Bilgilendirme
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.