» » MUSTAFAKEMALPAŞA MAĞARA ARAŞTIRMA FAALİYETİ 19-23 EYLÜL 2018
 
 MUSTAFAKEMALPAŞA MAĞARA ARAŞTIRMA FAALİYETİ 19-23 EYLÜL 2018 
Yazar: Mad Bursa Okunma: 335 Tarih: 14-10-2018, 19:56 Yorumlar: 0

Madem onu yapamadık, mevsim kaçmadan, en azından bunu yapalım diyerek, MustafaKemalPaşa mağaralarına faaliyet yapalım diye düşündük. Son iki yılda, bölgede yapılan araştırma projesinde, çok sayıda mağara haritalamış ve yeni istihbaratlara ulaşmıştık. Araştırma bölgemiz, Bursa merkeze oldukça yakın ve ulaşımı kolay. Bununla birlikte daha önceki araştırmaların, günübirlik şekilde yapılması, faaliyet sayısının çok olmasıyla sonuçlanmıştı. Yoldan kazandığımız zaman da katıldığında, beş gün oldukça iyi süre…

Yaz boyu ertelenen, iptal edilen faaliyetlerin en önemli nedeni, üyelerimizin yoğun kişisel programlarından faaliyetlere zaman kalmamasıydı. Bu nedenle faaliyeti; kardeş kulübümüz  UMAST ve yakın komşumuz İTÜMAK ile ortak yapmayı planladık. “Gel, bizim faaliyete el at” yerine, “gel, bizimle kendi faaliyetini yap”… Gelemeyen benim MAD’lım yerine; gelen benim UMAST’ım, benim İTÜMAK’lım…

Faaliyet planlamasında geç kalmamız, duyuruya da yansıdı. Son anda yapılan çağrı nedeni ile, katılım az, fakat yeterli olarak gerçekleşti.

İTÜMAK’tan Halil Habip Atıcı, 18 eylül çarşamba gecesi, feribot marifeti ile Mudanya iskelesinden karşılanarak, Bursa’ya ulaştı. 

Ondokuz eylül sabahı, Görükle’de Attilla Ülgen, Murat Soğucak ve UMAST’tan Bakican Pala ile buluştuk. Çok alışmadığımız tarz bir kafe kahvaltısı sonrası, genel alışveriş ve yola koyulma ile faaliyetimiz başladı.

Faaliyette nereye gideceğimiz, Attila başkanın deneyimi ve istihbaratlarına göre doğaçlama olarak belirlendi. İlk gün Güvem köyüne  gidiyoruz. Burada, daha önceden tanış rehberimiz Adil Tokdemir ile buluştuk. Rehberimiz yeni bir mağaradan bahsedince, köye yakın bu mağaraya bakmaya karar verdik. “ilik mermer” yolundaki mağara ağzına vardığımızda, mağaranın elektrik direği yerleştirilmesi için yapılan kazıda tahrip edildiğini saptadık ve asıl istihbaratımıza doğru yola koyulduk.

Adil önümüzde motor ile gidip, ormanda yolumuzu bulmamızı sağladı. Oldukça engebeli, toprak ve patika yoldan gittikten sonra saat 14:30 da mağaraya çok yakın kamp alanımıza vardık. Saatin geç olması ve harita çalışması yapacağımızdan geceyi burada geçirmeye karar verdik. Bu mağara çerkez dilinde YIPŞERE ZEYEG olarak anılıyormuş. Türkçe karşılığı yaklaşık olarak YUKARIDAKİ KIZILCIK… Mağaranın bulunduğu yörenin adından SARIKAYA 1 olarak da mağara adlandırılıyor.

Gençler heyecanlı… Bakican ve Halil saat 16 da keşif için mağaraya giriyorlar. Yarım saat kadar sonra mağara gezilmiş, küçük bir iniş dışında gezilmişti. Zaman kaybetmeden Murat’la birlikte ekibe katılıp, dört kişi harita için tekrar mağaraya girdik.

Mağara çok az daral, sonrasında rahat yürünebilen, - eğimle aşağı, su tabanına kadar devam eden yapıda gelişmiş. Mağara sonunda, sol tarafta artı tırmanılıp sonra srt ile inilebilen, dibinde sifon buluna bir küçük galeri var. Aynı sifona, ana galerinin son noktasından da ulaşılabiliyor. Çok vakit kaybetmeden harita işine giriştik. O gün, ilk kez birlikte çalışan Bakican ve Halil, benim bilmediğim bir tarz ve dilde konuşup ölçü alıyorlar. Belli ki, Yaman’ın öncülük ettiği harita teknikleri çalışması, ekipler arasında koordinasyon sağlamakta etkili olmuş. Mağaradaki çalışma gece 20 de sonlandı.

İlk günün başarılı geçmesinden mutluyuz. Kamptaki tek sorun, MADBursa klasiği haline gelmiş olan su yetersizliği… Ne şanslıyız ki, bulunduğumuz bölge ormanlarla kaplı. Mağara bulmak kolay olmasa da, ateş yakabilmek güzel bir kamp etkinliği…

İkinci gün, saat 10 da kamptan ayrılıp Güvem köyüne doğru yola çıktık. Aracımız Defender’ın altından ses gelmesi canımızı sıkıyor. Bir süre arama tarama yaptıktan sonra, arka amortisör bağlantısındaki contanın sıyrıldığını saptıyoruz. Olacak gibi değil, bir tamirat ihtiyacı kaçınılmaz. 

Köy kahvesinde sohbet falan derken, tamiri ancak Kemalpaşa’da yaptırabileceğimizi öğreniyoruz. Köyden Kemalpaşaya inecek bir tanışla yola koyuluyoruz. Bir süre sonra ana yoldan, toprak bir yola sapıp, oldukça uzun ve bozuk bir yoldan, geldiğimizin iki katı sürede Kemalpaşa’ya iniyoruz. Yolda, önümüzdeki araçta yolculuk eden rehberimiz hakkında atıp tutuyoruz. “Ya adam yolu uzattı”, “buralarda iş var herhalde”, “çok zamandır buralara gelemediğinden özlemiş” falan diye kayıp duruyoruz. İşin doğrusu; ana yol o gün asfaltlanmış ve bozuk sandığımız yol aslından daha uzun, ancak düzgün… Rehberimiz, hiç alışık olmadığımız şekilde mantıklı davranmış.

Sanayide bir saat kadar tamirat, salaş esnaf lokantasında mükemmele yakın bir yemek sonrası saat 13 de tekrar yola çıkıyoruz. Bu seferki hedefimiz Kurşunlu köyü. Kurşunlu köyü doğusundaki; Kocadağ’ın kuzeybatısındaki Kocaçalı sırt’ında, MKP mağaraları projesi kapsamında çalışılmış, ikisi daha önce MTA tarafından haritalanmış mağara olmak üzere beş mağara bulunmuştu. Yöresel ad olmadığından, MTA’nın verdiği isimlere devam edilerek bulunan yeni mağaralar KOCAÇALI 3,4,5 olarak adlandırılmıştık. Zaman yetersizliğinden haritalanmamış olan 3 nolu mağarayı araştırmak niyetindeydik.

Kurşunludan Kocaçalı sırtına giden yol çok uzun olmasa da dik ve bozuktu. Binek aracımızı köyde bırakıp, arazi aracımız ve karavanımızla , Attila başkanın inançsızlığına ve bozuk yola direnerek Kocaçalı sırtına vardık. Gün ilerlemişti ve mağaradaki çalışma için bir gece burada kamp yapmaya karar verdik. Kamp yerimiz güzel, su sorunu da yok. Bir mağaraya bakıp gideceğiz.

Yediyüzkırk metre kot girişli Kocaçalı 3 mağarasındaki çalışma saat 16 da başladı. Halil ve Bakican ilk ekip olarak yine mağaradalar. İlk girişte ip hattı döşenmesini gerektiren küçük bir iniş var. Ekip karanlıkta kayboluyor. Saat 18:45 de mağaradan çıkan ekip, yemek yiyip, tekrar mağaraya giriş yapmak istiyor. Mağara tahminimizden büyük ve karışık yapıda gelişmiş. Ne yapıp edip ekibi kandırıyoruz. Eski bir dernek mitine dayanarak “gece mağara karanlık olur, sabah gireriz” diyerek gençleri ateş başına çekiyoruz. Yemek, ateş, sohbet derken Halil canımızı sıkıyor. Hangi konuyu konuşsak, okumuş, bilgisi var. Bir yıllık mağaracılık geçmişinde, neredeyse bizim dernek dahil, geçmişi, her kazayı ve raporu biliyor. Tehlikeli bir tip… 

Bir gece önceki kurduğumuz kamp gibi, bu gece de kişi başı bir çadır kuruyoruz. Bu faaliyetin özelliği de bu şekilde belirginleşiyor. Çadırımız mı çok ? konformist miyiz ? yoksa homo fobi mi ? Bir süre konu üzerine konuşup, çokta sallamadan, öylece akıp gidiyoruz.

Yirmi bir eylül Cuma, üçüncü gün… Sabah kahvaltı sonrası, mağaradaki çalışma saat 10:45 de başlıyor. Bakican, Halil ve ben mağaradayız. Mağara genel olarak dikey yönde gelişmiş. Bununla birlikte birçok iniş ipsiz yapılabiliyor. Mağaradaki çalışma; mağaranın keşfinin devamı, haritalama derken saat 20:45’e kadar devam ediyor. Kamp yerimiz değişmiyor. 

Gece; Alim Ölmez, oğlu ile birlikte, sırf ateş başında oturup, ertesi gün tekrar gelmek üzere, Kemalpaşaya dönme planı ile yanımıza geliyor. Üşenmemiş, eşinin yaptığı aşureyi de getirmiş. Tam da aşure yapılması gereken günde… Sohbet falan derken, yola çıkmak için kalkıyorlar. İki dakika sonra da, yeni mağara buldukları haberi ile kamp’a geri dönüyorlar. Ertesi günün planı da belli oluyor.

Dördüncü gün cumartesi… KOCAÇALI 6 mağarasındaki çalışma saat 11 de başlıyor. Bakican ve Halil… Mağaraya girmemek için oyalanıyorum. Alim ile birlikte İdris Hatipoğlu gelecek. İdris, burada yazamayacağım nedenden, bir süredir mağaralara gelemiyor ve muhtemel mağaraya susamış durumda. Gelir gelmez giyinip mağaraya giriyor. Yeni insanlarla tanışmak için mağaradan daha uygun bir yer olabilir mi ? 

Bu gece de burada mıyız ? diye düşünürken, ekip saat 16 da mağaranın bittiği haberi ile geri dönüyor. Ekip mağaradayken, kader ağlarını örmüş ve Alim Ölmez, yeni bir mağara ağızı daha bulmuştu. Yapılan kısa çalışmada, bu ağızın, aynı mağaranın ikinci girişi olduğu sonucuna varıp rahatlıyoruz. Bi bakıp…

Hızla toplanırken, ki sürekli kamp toplamak ta oldukça zor bir iş, Alim Ölmez’in telefonu çalıyor. Köye yakın, yeni bir dikey mağara… Saat 17’de kamptan ayrılıp, köye yakın,  Geyik Göbekliği  mevkiindeki mağaraya saat 18 de giriş için hazırlanıyoruz. İdris, Halil ve Bakican’dan oluşan ekip, dar girişli, dikey karakterli mağarada çalışmaya başlıyorlar. Yine yöresel özel bir adı olmadığından, mağaraya bulunduğu mevkiinin adını vermeye karar veriyoruz. (GEYİK GÖBEKLİĞİ DİPSİZİ) Attila başkan, daha ekip mağaraya girişe başladığında, mağara ile ilgili bilgileri, mağara veri tabanında paylaşıyor. Bu işler artık böyle. 

Doğal bir gelişme; ekip çalışırken, yine telefon çalıyor ve yakınlarda yeni bir mağaranın istihbaratı alınıyor. Bu yeni dikey mağaranın ağzını, Alim-Attila ikilisi, gece karanlığına rağmen buluyor. Bu seferki, ufak tefek mağaracıların ancak girebileceği kadar dar.

Ekip saat 20:30 da mağaradan çıkıyor. Kırk metre kadar in ve sonrasında 23 m daha derinlik başından geri dönmüş durumdayız. Zaman yetersizliğinden bu mağarayı bir sonraki sefer araştıracağız. Mağara bu şekilde devam ederse, Bursa’nın en derin dikey mağarası olmaya aday. Vadi tabanı, su seviyesine kadar - 250m kadar potansiyele sahip.

Geç saatte, birkaç gecedir hayalini kurduğumuz Tümbüldek kaplıcasında konaklamak üzere yoldayız. Her yer kapalı lokanta arıyoruz. Tümbüldek’te olanca hızıyla devam eden Roman düğünü bizi karşılıyor. Kemalpaşa yakın, yemeğe inip sonra gelip yatalım fikri oluşuyor. MKP’da, iki ayrı yerdeki yemek seansından sonra, bir de tatlı gömüp, kamp için Tümbüldek’e geri dönüyoruz. Kaplıca biraz hayal kırıklığı yaratıyor. Parkta kamplıyoruz.

Pazar sabahı, son gün… Akşam evine giden Alim Ölmez ile Karaorman’da buluşup kahvaltı ediyoruz. Zaman azaldı. Halil İstanbul’a döneceğinden şekerleme tadında kısa mağara peşindeyiz. Rota, Çavuş köye dönüyor.

Saat 11:15 de Çavuş köydeyiz. KOVANKAYA mağaralarını araştıracağız. İstihbaratı alıp, tarife uygun, önce araç, sonra orman içinde yürüyerek mağaraların arıyoruz. Alim ve Attila, artık deneyim mi ? şans mı ? bilinmez, yine mağaraları buluyorlar. Bulduğumuz iki küçük mağarayı haritalayıp, saat 13’de köye geri dönüyoruz.
 
Kahvede kısa mola sonrası artık faaliyeti dağıtma zamanı geliyor. Pazar yol sıkışıklığı korkusundan erken yola düşüyoruz. Malzemeyi Attila’nın evine yıkma, Murat’ı eve bırakma derken, Halil ile benim eve geri dönüyoruz. Halil’in Burgaz’dan İstanbul’ yola çıkması ile faaliyet, pazar gece saat 21’de resmen sonlanıyor. Sonrası bilindik şeyler; iş, okul, ne zaman temizleneceği meçhul malzemeler ve faaliyetten kalan anılar.

Kocaçalı sırtındaki araştırmalarımızdan önemli bir çıkarım yapmak mümkün. MTA gelmiş 1997 de iki mağara haritalamış. Hemen dört yüz metre ötedeki üç mağaradan haberleri olmamış. Biz iki kez gitmişiz, son gün köylülerin bilmediği yeni mağara bulmuşuz. “Araştırıldı bu bölge, buradan artık mağara çıkmaz” düşüncesi, hatalı bir yargıdır. Bunu da, dip not olarak, bu anımıza düşelim. Hürmetler…

Emrah Sınmaz


Sitemizden tam anlamıyla faydalanabilmeniz açısından lütfen sitemize Kayıt Olunuz.

    
Bilgilendirme
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.