» » ARAŞTIRMA, SİVAS 14-16 Ekim 2013
 
 ARAŞTIRMA, SİVAS 14-16 Ekim 2013 
Yazar: Mad Bursa Okunma: 2232 Tarih: 26-10-2013, 23:48 Yorumlar: 0

ARAŞTIRMA, SİVAS 14-16 Ekim 2013Yıllar sonra, bayram tatilinde Sivas’tayım. Dört yıl önce, dostum Ebuzer Bekar ile girişine baktığım mağara yada mağaralara faaliyet yapmak için güzel bir fırsat. İçinden küçük bir derenin geçtiği, giriş, sonrasında çöküntü alanı ile yüzeye açılan, daha sonra dikey birkaç inişle, alt seviyeden çıkışı olan bir mağarayı araştıracağımız düşüncesindeyim.

On dört ekim pazartesi sabahı, saat 9 da Ebuzer’in evinde buluştuk. Ekibimizin üçüncü üyesi, Sivas’ta üniversite öğrencisi olan Muhammet İkbal Kalın. Arkadaşları tarafından “Mika” diye çağırılıyor. Daha sonradan, Sivas’ta çeşitli doğa sporları ile uğraşan yeni ekip arkadaşlarıma, “Sivas’lı milis mağaracılar” adını verdim.

Üç kişilik ekibimiz ile evden yaptığımız yolculuk sadece 17 kilometre. Karşıyaka mahallesinden ve kayak evinden geçerek, eski Sivas-Kayseri yolundaki “Yoğun Yokuş” adı verilen bölgeye ulaşıyoruz. Dere akış yönündeki ilk mağaraya, saat onu çeyrek geçe girerek çalışmaya başlıyoruz.

ARAŞTIRMA, SİVAS 14-16 Ekim 2013Giriş ve hemen sonrasındaki dar geçişten sonra, birbiri le devamlı, büyük çöküntü salonlarını buluyoruz. Salonların sonunda, dereciğin akış yönünde daralan galeriden ilerliyoruz. Derecik, su yatağının içinde taşlar arasında batıp kayboluyor. Bir süre sonra tavan gittikçe alçalıyor. Sürünülerek gidilen kısa bir galeride, mağara taş yığıntı ile sonlanıyor. Aktif sezonda, bu bölümün su ile dolu olduğu duvardaki çamur izlerinden belli oluyor.


ARAŞTIRMA, SİVAS 14-16 Ekim 2013Harita yapmak için görev bölümü yapıyoruz. Ebuzer, dönüş noktalarını istasyon belirleyip ilerliyor. Mika, yön eğim işlerini üstleniyor. Bana kalan ise, mesafe, kroki ve kayıt işleri. Çalışma, saat 13 de tamamlanıyor. Tek bir mağara ile değil, aynı su kaynağı ile oluşan iki mağarayı araştırdığımızı düşünüyoruz. Mağara içinde, yeni tanışmış insanlara has değişik bilgi alışverişleri oluyor. Tabi ki “mağarada konuşulan, mağarada kalır” kuralımız nedeni ile bunlardan bahsedemiyorum.

Ebuzer, diğer mağaraya bakmak için oldukça istekli. Mika, bayram süresince, her tür faaliyete hazır olduğunu beyan ediyor. Saat ilerliyor ve diğer mağaraya gitmek için ciddi bir çukura inmemiz gerekiyor. Yöresel olarak “Cehennem Çukuru” olarak biliniyor ki, iki gün sonra bu adı hak ettiğini anlıyoruz. Girsek bile haritalayamayacağımızı düşünerek, bu mağaraya girişi başka bir güne bırakıyoruz.

ARAŞTIRMA, SİVAS 14-16 Ekim 2013On altı ekim çarşamba araştırmamızın ikinci günü. Hedefimiz, Cehennem Çukuru’ndaki mağara. İlk gün araştırdığımız mağaraya kuş uçuşu çok yakın. Yoğun yokuşta, sifona batan suyun, yer altından bu mağaraya bağlandığını düşünüyoruz. İbrahim Bayram’ın da katılımı ile ekibiniz dört kişiye ulaşıyor. Sabah dokuz da Cehennem Çukurunun hemen üstünden geçen yolda aracımızı park ediyoruz. Mağaraya doğru inerken, bölgenin adının doğru konulduğunu çok daha iyi anlıyoruz. Oldukça sarp, yağış olursa inilmesi hemen hemen imkansız bir yolda, bazen kayarak mağara ağzına ulaşıyoruz. Kısa bir hazırlıktan sonra dokuz otuz da mağaraya girişimiz başlıyor.

ARAŞTIRMA, SİVAS 14-16 Ekim 2013Mağara, yatay özellikte gelişmiş. Galeriler boyunca, neredeyse mağaranın tamamında, menderes şeklindeki, derin dar kayaların arasından akan bir derecik var. Girişe yakın bölümlerde çöküntü alanları ile oluşmuş, büyük salonlardan geçiyoruz. Bazı yerlerde duvar ve tavan o kadar girintili çıkıntılı ki, harita çiziminde nasıl kesit vereceğiz diye düşünüyoruz. Mağarada hemen hiç oluşum yok. Mağaranın gelişimi, tamamen, küçük deremizin eseri.

Bir süre yol aldıktan sonra, galeri gittikçe alçalıyor. Mağaranın bitmesinden korkuyoruz. Mika sürünerek ilerliyor. Ama dönüşte ayakta geliyor. İlginç bir oluşumla karşı karşıyayız. Altta eni geniş, tavan alçak galeride, bel boyunda menderes oluşumla karşılaşıp, neredeyse aynı yerde bir sağa bir sola dönerek ilerliyoruz. Sonunda mağara genişliyor ve yola devam ediyoruz.

Hep ileri derken, derenin artık kayaların altından geldiğini görüp, çöküntü alanında yükseliyoruz. Ha bitti bitecek derken, beş metre kadar bir inişin altında dereciğimiz bize göz kırpıyor. Araştıra, araştıra geldiğimiz bu nokta, mağarada ilerleyebileceğimiz son yer oluyor. Aracımızda teknik malzeme var. Ancak iki buçuk saat ulaştığımız bu noktaya malzeme alıp geri dönmemiz en az dört saat sürecek. İlerleme ve güzel bir harita için, dört güne ihtiyacımız olduğunu hesaplıyorum. Dönüşte mağara uzunluğunu 1300m olarak ölçüyoruz. Sonradan incelediğimiz TAY projesinde, Sivas’ta araştırılmış sadece on üç mağara var. Bu mağara, şimdiden, Sivas’ın en uzun mağarası olduğu müjdesini bize veriyor.

Ağıza doğru ilerlerken, güzel sanatlar bölümü mezunu olan İbrahim’in, heykel çalışmaları için, yoğun kil birikintilerinden bir miktar alıyoruz. Kil’e ve taban çamuruna baktıkça hiç dokunulmamış ve basılmamış olması, buraya kadar ilk bizim girdiğimizin kanıtı olarak görünüyor. İlk keşif zevki, yatay bir mağarada nadir yaşanabilecek bir duygu… Dönüş daha hızlı oluyor yaklaşık bir buçuk saatte mağaranın ağızındayız.

Fotoğraf çekiminden sonra, derenin akış yönünde ilerlemeye ve daha iyi bir tırmanış noktası aramaya karar veriyoruz. Dere yatağı sazlarla kaplı. İlerde bir mağara girişi daha var. Muhtemel, dere akışı ile oluşmuş, iki girişli tünel şeklinde bir mağara daha buluyoruz. Vakit daraldığından aracımız doğru tırmanışa başlıyoruz. Tırmanış yaklaşık kırk beş dakika sürüyor. Yukarıdan Cehennem çukuru ve mağarasının bulunduğu alan daha iyi şekilleniyor. Tünel şeklindeki mağaranın, dikey olarak iki girişinin daha olması muhtemel gibi gözüküyor.

Yüzey araştırması ile, suyun nereye ulaştığını bularak faaliyeti tamamlamaya karar veriyoruz. Mağaradan çıkan derenin, Karşıyaka'ya bağlı, Çerçi Deresi mahallesine adını veren, dere ile birleşip devam ettiğini keşfediyoruz. MadBursa için güzel bir gün. Bu mağara, yatay kategoride, en uzun araştırmamız. Üstelik devam da ediyor.

ARAŞTIRMA, SİVAS 14-16 Ekim 2013Ekipten bahsetmeden olmaz. MİKA atak ve hevesi. Fırsat verilse tam bir mağara ilerletici olarak çalışabilir. İbrahim ise dengeli, sakin. İyi bir ekip arkadaşı, sorunsuz. Ebuzer, Sivas şartlarını zorlayan, doğa sporcusu. Elimde üç Mika ve üç İbrahim’den oluşan yetişmiş ekip olsa, her mağaraya rahatça girer çıkarım. Haa, bir Ebuzer yeter. Yaş ortalamamız yükselmesin… Daha büyük bir ekip ve daha uzun bir faaliyetle geri döneceğiz. Diren Cehennem Çukuru...



Emrah Sınmaz

Fotoğraf Galerisi

Fotoğraf Galerisi


Sitemizden tam anlamıyla faydalanabilmeniz açısından lütfen sitemize Kayıt Olunuz.

    
Bilgi
Yorum Ekleyebilmeniz için Sitemize Kayıt Olmanız Gerekmektedir.